Geçmişten Günümüze Maketin Yeri ve Kullanım Alanları

Tasarımcıların fikirlerini aktarmakta kullandıkları maketler Antik dönemlerden beri tercih edilen bir araç olmuştur. Tarih’teki ilk maket modeli ile ilgili bilgi, Terpsichore’de bir tapınak inşa etmek amacıyla, Heredot’un beşinci kitabında bahsedilmektedir. M.Ö. 5.yy’ı işaret eden bu bulgu mimaride maket kullanımı ile ilgili ilk referansları vermektedir (Dunn,2010:14). Antik Dönem mimarisinin adeta simgesi haline gelen çeşitli sütun tasarımları için birçok prototip denemelerinin yapıldığı bilinmektedir. Ayrıca Ortaçağ’da estetik ve tasarım açısından geri kalınmış olmasına rağmen, bazı kiliselerin inşası için yapılmış maketlerden ve modellerden yararlanılmıştır (Dunn, 2010:14).  Elde edilen bilgiler ışığında çeşitli yorumlar geliştirilse bile, Ortaçağ dönemindeki maketlerin tasarım fikrinden ziyade taşıyıcılık ve strüktür testi için değerlendirilmiş olunabileceği tahmin edilmektedir.
Mimaride maketin bir iletişim aracı olarak kullanılarak tasarımcının dilini yansıtması, 14.yy sonlarına doğru, Filippo Brunelleschi’nin tasarladığı Floransa Katedrali’nin ayrıntılı ve işlevsel bir maketini yapması ile başlamıştır. Bu süreci takip eden Erken Rönesans mimarları, ölçekli maketi tasarımlarını yansıtmak amacı ile sıklıkla kullanmaya başlamıştır. 17. yy’da Michalengelo’nun Roma’da yaptığı St. Peter Katedrali maketi (Şekil 1), dönemsel olarak artık maketin deneyimleme ve tasarım dili olmanın yanında sunum aracı olarak da kullanılmaya başladığını göstermektedir (Dunn, 2010:15). 19.yy’ın sonları ve 20.yy’ın başlarında ise Beaux Arts akımının getirdiği 2 boyutlu teknik çizimler, mimari ifadenin ana etmeni haline gelmiştir. Bu sürecin uzun bir süre deneyimlenmesinin ardından 1900’lerin ortalarında maketlerin ve fiziksel modellerin daha etkin ve pratik tasarım kararları almada etkili olduğu fark edilmiştir (Farrelly, 2012:118)

Şekil 1: Michalengelo’nun Papa IV. Paul’e Roma St. Peter Katedrali’nin maketini sunuşunu gösteren Domenico Cresti tablosu (Gergin, 2015)
Maketin yapımı sadece mimari anlamı açısından değil kullanıldığı malzeme bakımından da ilerleme kaydetmiştir. 18.yy’da kullanılan malzemelerdeki ilerleme zamanla farklı sanat dalları ve endüstriyel gelişimleri de takip ederek çoklu disiplinleri bünyesinde birleştirmiştir. Bunun en bilinen örneği Antonio Gaudi’nin Barcelona’daki La Sagrada Familia Katedrali’nin maketidir. Gaudi, bu modelde karmaşık tasarımının yapısal biçimini oluşturmak amacıyla farklı ölçeklerdeki birçok maketi birleştirmiştir (Şekil 2) (URL-3).

Şekil 2. Antonio Gaudi La Sagrada Fanilia Kilisesinin taşıyıcı sistemlerini çözmek için kullandığı bir statik maketi ile birlikte (URL-3)
Maket tarihinin en önemli eserlerinden biri 1920 yılında Vladimir Tatlin’in tasarladığı, 3. Enternasyonel için yapılan anıt modelidir. Ölçeği birebir tutularak iddiali ve devrimsel bir anlam yüklenilen maketin daha sonraları birçok örnekleri ve prototipleri yapılmaya devam etmiştir (Şekil 3) (Arred-mento Mimarlık, 2013:72).

Şekil 3: Vladimir Tatlin, Üçüncü Enternasyonel’e ait Anıt’ın modeli, 1919. Modern Müze, Stockholm, İsveç (URL-4).
20. yy’da gelişen Bauhouse akımı ile birlikte, maketler sanatçılar için en temel tasarım ve sunum aracı haline gelmiştir. Bu akımın temsilcilerinden Walter Gropius, eserlerini 2 boyutlu kağıtlar üzerinden teknik çizimlerle değil, 3 boyutlu maketler aracılığı ile sunmayı ve deneyimlemeyi öncelemiştir (Şekil 4) (Dunn, 2010:16).

Şekil 4: Walter Gropius (1922). Einfamilienhaus'un (Müstakil Ev) alçı modeli (ARS, 2013)
Bu süreçten günümüze kadar maketin mimaride ve diğer disiplinlerdeki kullanım alanı artarak devam etmiştir. Gerek teknolojik gelişmeler gerekse dijital imkanlar, maketlerin yapımında destekleyici rol oynamıştır. Bu açıdan maketler, sanat ve tasarımın simgesi, deneyim ve keşfin öncüsü olmaya devam etmektedir (Dunn, 2010:18).
  Selimiye Cami, Ayasofya Cami, Selimiye Cami maketi, Ayasofya Cami maketi, Sultanahmet Cami Maketi, Mimar Sinan Maketi, Maket, Mİnyatür, Eser, Antonio Gaudi, Vladimir Tatlin, Walter Gropius, St. Peter Katedrali