Osmanlı zamanında minyatür ve maket yapımı incelenecek olursa tarihi belgeler önemli bir yol gösterici olmaktadır. Örneğin minyatür bir eser olarak en önemli tarihi belgeler arasında sayılan Sürname-i Hümayun, yaklaşık iki ay sürmüş olan bir etkinliğin gün ve gün resimlenerek tasvir edilmesi ile bir belgesel niteliğindedir. Eser, İstanbul Topkapı Sarayı Müzesinde sergilenmektedir. 1582 yılında nazım, ilim ve irfana öncelik vermesi ile tanınan III. Murad’ın isteği üzerine Şehzade Mehmet için düzenlenmiş 52 gün 52 gece süren etkinlikler aynı zamanda padişahın ve devletinin iradesini cihana duyurdukları bir güç gösterisi niteliğinde belgelenmiştir. Yurdun birçok yerinden zanaatkarların ve esnafların katılarak hünerlerini sergilediği, halka yiyecek ve içeceklerin dağıtılarak müzik ve raks eşliğinde eğlencelerin düzenlendiği şenlikte çeşitli meslek dalının bulunduğu resmedilmiştir. Her biri farklı bir eser sayılan 500’e yakın minyatürün birbirinden ayrı zanaat örnekleri ile dolu olduğu ve zengin bir kültür birikimini tek bir karede toplayarak yansıtabildiği görülmektedir. Bu açıdan minyatürler hem tarihe bir kapı açmaktadır hem de gerçek dünyanın yoğunluğunu sadeleştirerek dönemin önemli detaylarını eserlerde toplamıştır. Minyatürlerde sol üstteki locada oturan III. Murad resmedilmiştir, sağda ise devlet erkanı ve halktan insanlar yer almaktadır. Aynı plan düzeni ile görselleştirilen bütün sayfalarda sadece etkinlik alanında yapılan değişikliklere dikkat çekilmek istendiği anlaşılmaktadır (Şekil 1) (URL-5-6).
(a) (b)
Şekil 1: (a) Camgeran geçiş alayı ve bir araç üzerine inşa edilen cam fırını minyatürü (b) Kasaplar, çobanlar, salhaneciler ve debbağların geçişine ait minyatür (URL-5).
Çalışmada incelenen Ayasofya Cami, Mimar Sinan’ı strüktürel olarak çok etkilemiş ve merkezi tek kubbeyi kullanım açısından düşünmeye zorlamıştır. Mimar Sinan, tasarladığı Süleymaniye ve Selimiye Camilerinde Ayasofya Camisinin mimari özelliklerinde gördüğü sorunları aşmış ve getirdiği özgün çözümlerle bir tasarım dehası olmuştur (Günay, 2020).
Mimar Sinan’ın mimari dehası olduğu bilinmekle birlikte, tasarımlarını nasıl projelendirdiği ile ilgili somut bir bilgi bulunmamaktadır. Sinan’ın yapılarını derleyip listesini yapan Sâi Mustafa Çelebi’nin bile bu konu ile ilgili bir açıklaması yoktur. Ancak bu dönemlere ait minyatürlerde Sinan’ın bazı görüntülerine ve maketlerine yer verilmiştir. III. Mehmed’in şehzadelik döneminde yapılan sünnet düğününde Sultanahmet Meydanı’ndan geçen esnaf alayının içerisinde gördüğümüz büyük ebatlı Süleymaniye Camii maketi, mimari eserlerin nasıl simgelendiğini ve ortaya çıktığını göstermektedir. Bu açıdan Mimar Sinan döneminde yapı tasarımlarının çizimlerden ziyade maketler aracılığıyla sergilendiği söylenebilmektedir. 19.yy’dan günümüze kadar gelen bazı yapı planları bulunsa da çoğunlukla mimari tasarımda maketin kullanıldığı kabul edilmektedir. Mimar Sinan’ın dülger ustalığındaki başarısı da maketler üzerindeki hakimiyetine ve bunun mimariden ayrılamaz bir bütün oluşunun netliğine işaret etmektedir (URL-7, Genim S.). Minyatürlerde Hassa Mimarlarına ayrılmış bir bölüm bulunmaktadır. Hassa Mimarları saraya bağlı mimarlar topluluğudur ve bu grup imparatorluk döneminde bilinen ilk mimari örgütlenmedir. Eserde tarihte bilinen ilk sergi maketi olarak nitelendirilen, ahşap ve fil dişi kullanılarak hassa mimarları tarafından yapılan, 1/25 ölçekli Süleymaniye Cami maketinin omuzlarda taşınarak geçişi görülmektedir. Maketin yapımında liderlik eden baş mimar Mimar Sinan’ın, padişah locasının altındaki 3 kişiden ortadaki sakallı figürün olduğu düşünülmektedir (Şekil 2) (URL-5-6). Osmanlı sanatının tüm görkeminin resmedildiği minyatürlerde maketin bu denli belirgin biçimde kullanılması gerek mimari tasarım aşamalarında gerekse sunum ortamında maketin yerinin çok önemli olduğunu göstermektedir (URL-8, Surname-i Hümayun Eseri).
Şekil 2: Süleymaniye Caminin 1/25 ölçekli maketinin geçişi, Hassa Mimarları ve Mimar Sinan (URL-7, Genim S.)